MecMua Dergisi Röportajı

1968’de Adana’nın Yamaçlı Mahallesi’nde doğdu. Anadolu Rock tarzının çağdaş temsilcisi. Konser ve turne rekortmeni. Pek çok ödül kazandı. Son olarak Karagöz ve Hacivat adlı albümünü çıkardı.


:: Neden geldiniz?
HL: Müzik için…


:: Geliş amacınıza ulaştınız mı?
HL: Kısmen. Adana’ya döndüğüm zaman ulaşmış olacağım.


:: Bugün kendinizi nereli görüyorsunuz?
HL: Adanalı.


:: Günün birinde geri dönecek misiniz?
HL: Ben şu anda müzisyen kimliğimin hedefleri için buradayım. Yaşamın en güzel anlarını Adana da yaşayacağıma inanıyorum.


:: Adana’ya dair en çok neyi özlüyorsunuz?
HL: Akrabalarımla yemek sohbetlerini.


:: Özlediğiniz şey Adana da duruyor mu?
HL: Tabii, duruyor.


:: Adana da en sevdiğiniz şey ne?
HL: Toprak, portakal çiçeği, bahçe, günbatımı ve aile arası şakalar.


:: Adana da en sevmediğiniz şey ne?
HL: Yoğun göç ve düzensiz yerleşim.


:: Neden Adanalı olmakla övünürlür?
HL: Yaşam biçimiyle başka bir Cumhuriyet çünkü.


:: Adanalılık “kendine mahsus ve dik” olmak tanımlanıyor. Siz de “dik” misinizdir?
HL: Bunu herkes biliyor. Çoğu konuda dikimdir, ödün vermem.


:: En çok kullandığınız Adanaca kelime?
HL: Baboş…


 

Kebap; Yok böyle bir şey.
Şalgam: 
Ömür boyu içerim.
İncirlik: 
Keşke olmasaydı.
Yaşar Kemal: 
Baba.
Yılmaz Güney: 
Baba.
Portakal çiçeği: 
İlk bestemin adı.
Sıkma: 
Hele bir de yanına Misis ayranı.
Küfür: 
Yani, ne diyebilirim ki…
Taş köprü: 
Yalnızlığımı yaşadığım yegane yer.
Sıcak: 
Bir ona çare yok.
Bici bici: 
Bir alışkanlık
Boşboşçu: 
Kaldı mı bilmiyorum.