Haluk Levent Candır

Onunla ne zaman nerede tanıştığımızı hatırlamıyorum ama 1995 ve öncesi olduğu kesin. Çünkü 1996 Ocak ayında Ak Ajans’ın açılışına katıldığına göre samimiyeti geliştirmiş olmalıyız. Ve daha sonraki yıllarda ne zaman Adana ve civarında konseri olduysa ya organize ettim, ya yardımcı oldum. 2004 yılında açtığımız Cumba Bar’da defalarca destek olmak için sahne aldı ve beş kuruş almadı. Orada gördüm ki Haluk Levent sadece kafa sallatan bir rock sanatçısı değil. Çünkü gelen kitle sadece rock dinleyicisi değildi, odukça kalantor arkadaşlardı ve onları sabaha kadar yerlerinde oturtmadı. Sabah saat 4’e kadar hiç ara vermeden şarkı söyleyen bir adam. Elinde ne repertuar var, ne kağıt ne kalem var. İsteklerden canının istediğini söylüyor. Sahne şovu ve salonun yarısıyla ismen şakalaşması da cabası.

İstanbul’a gittiğimde hemen Haluk’u arayıp buluşurduk. Konserine gidip yakın arkadaşları olarak protokole oturup hava atardık. Numarasını kaybettiğim sıralarda bir gün bir arkadaşımın cep telefonundan arandım ve “efendim Hasan” diye açtım. Karşımda Haluk Levent. Havaalanında tanıştığı arkadaşımın cebini alıp beni aramış ve kafa buluyor.

Yine onunla aylardır yüzyüze ve telefonla görüşemiyorduk, sosyal medyaya ve teknolojiyi çok iyi kullandığı için Tiwetter’dan birbirimizi takip ediyorduk.

Cumartei günü bir cenazede arkadaşım Sabahat 15 yıldır görmediğim ve adı Fahri olan eski bir dosttan bahsetti. Akşam Pelin’le Hilton’da ortağımız merhum Cumali Gençtürk’ün oğlunun düğününe gidiyoruz. Trafikte biri korna çalıyor. “Aaa bu Fahri” şaka gibi daha bugün bahsetik, bahsetmesek asla hatırlayamam. Gülüştük, ilerledik ve cebim çaldı, karşıdaki ses “Canımın içi, beni tanımadın mı?” diyor. “Valla hafızamı 5 dakika önce eski bir arkadaşı hatırlamak için kullandım, kredim bitmiştir, kimsen söyle” dedim. “Ben Haluk Haluk” dedi ve kaybetti. Ona şu mesajı attım “Bir düğüne gidiyorum, yanıma takı almayı unutmuşum, onlara paha biçilemez bir düğün hediyesi vermek isterim, hadi gel. Bu arada 21,00’de Seyhan Kültür Merkezi’nde konseri var.  Saat 20.20 “Sen delisin kızım, konsere gidiyorum, yoldayım” diyor. Haluk’a o kadar pres yaptım ki saat 20:30’da sahnede Murat ve Selin için söylüyor “En güzel aaaşşşk zor olandır”.  Başta gelinle damat olmak üzere tüm salon şokta ve ayakta alkışlıyor. Ve Hilton’dan ayrıldığında saat 20.45. Orkestra yok, klavye yok, Dj’in bulduğu iki şarkıya eşlik etti ve orkestrasız bir şarkı söyledi. Buna hiçbir babayiğit cesaret edemez.

Eğer Haluk Levent maddi sıkıntılar yaşıyorsa benim gibi beleşçi arkadaşlarının katkısı büyüktür. Onu böyle birşeye parayla ikna edemezsin, ben de cazibemi kullandım, zira bana dayanamaz.

Son tahlilde Haluk Levent candır.

 

Efsun Erkemen / Güneyin Ajandası